Kung-fu
Kung-fu yalnızca bir mücadele sanatı olarak düşünülmemelidir. Kung-fu'nun özünde toplumsal açıdan çok önemli bir öz şam felsefesi gizlidir.Gerekli eğitimini almış bir kung-fu'cu ancak gerçek bir tehlike durumunda fiziki reaksiyon gösterir ve bu reaksiyonda amaç saldırganı öldürmek ya da yok etmek değil aksine ona önemli derecede zarar vermeksizin onu etkisiz hale getirebilmek olmalıdır.Şunu belirtmekte yarar vardır ki,alçak gönüllü olmayan,kibirli,fesat, riyakar insanlar asla Kung-fu sanatını öğrenmeye ve öğretmeye muvaffak olamazlar.Zira Kung-fu ince ve asil bir ruh yapısı ister.
Yüzlerce Kung-fu stilinin kurucuları,kendilerine özgü dövüş biçimlerini oluştururken o günlerde bilinen insan iskeleti yapısından ve geleneksel tedavi yöntemlerinden de faydalanmışlardır.Çin'li uzmanlarca uygulanan tedavi yöntemlerden birisi de acının bedendeki sinirlere bastırılmak süratiyle durdurulmasıdır.yani acının dindirilmesidir ve buna tıp ilminde akupress denir.Bu uç basınç yöntemini çok iyi bilen Kung-fu ustaları basınç noktalarını ve canlı sinir bölgelerini bastırmak konusundaki bilgilerini savunma aracı olarak dövüş yöntemlerinde de uyulamaya başladılar.
Kung-fu da tatbik edilen hareketlerin hemen hepsi vahşi hayvanların hareketlerinde alınmıştır.Kung-fu'nun daha etkili bir dövüş sanatı olmasında başlıca rol oynayan hayvanlar;kuş,kartal,flamingo kuşu ve turna kuşu,maymun,kaplan,geyik,ayı,yılan,kedi ve benzeri hayvanlardır.